« Önceki | Sonraki »

22/5/2007

OSMANLI PADİŞAHLARININ ÖLÜM SEBEPLERİ

Sultan

Ölüm Tarihi ve Yeri

Ölüm Sebebi

I. Osman

1324-Söğüt

Felç/Nikris

Orhan

4.1360-?

Depresyon/Nikris

I. Murad

6.1389-Kosova

Suikast

I. Bayezid

10.03.1403-Akşehir

İntihar (Zehir)

I. Mehmed

26.5.1421-Edirne

Dizanteri/Zehir?

II. Murad

3.2.1451-Edirne

Felç

II. Mehmed

3.5.1481-Maltepe

Nikris/Zehir?

II. Bayezid

26.5.1512-Dimetoka

Depresyon/İntihar/Suikast?

I. Selim

22.9.1520-Çorlu

Kanser

I. Süleyman

7.9.1566-Sigetvar

Felç

II. Selim

15.12.1574-İstanbul

Çarpma

III. Murad

16.1.1595-İstanbul

Felç/Taş

III. Mehmed

22.12.1603-İstanbul

Depresyon/Felç

I. Ahmed

22.11.1617-İstanbul

Tifüs

I. Mustafa

20.1.1639-İstanbul

Zihinsel Hastalık

II. Osman

20.5.1622-İstanbul

İdam

IV. Murad

9.2.1640-İstanbul

Siroz

İbrahim

18.8.1648-İstanbul

İdam

IV. Mehmed

6.1.1693-Edirne

Nikris/Depresyon/Zehir?

II. Süleyman

22.6.1691-Edirne

Zayıflık

II. Ahmed

6.2.1695-Edirne

Zayıflık,Depresyon/Felç

II. Mustafa

29.12.1703-İstanbul

Zayıflık

III. Ahmed

1.7.1736-İstanbul

Genel/Zehir?

I. Mahmud

14.12.1754-İstanbul

Felç

III. Osman

30.10.1757-İstanbul

Felç

III. Mustafa

21.1.1774-İstanbul

Kalp Yetmezliği

I. Abdülhamid

7.4.1789-İstanbul

Felç

III. Selim

28.7.1808-İstanbul

İdam

IV. Mustafa

16.11.1808-İstanbul

İdam

II. Mahmud

1.7.1839-İstanbul

Siroz

I. Abdülmecid

25.6.1861-İstanbul

Tüberküloz

Abdülaziz

4.6.1876-İstanbul

İntihar

V. Murad

29.8.1904-İstanbul

Diyabet

II. Abdülhamid

10.02.1918-İstanbul

Kalp Yetmezliği

V. Mehmed

2.7.1918-İstanbul

Kalp Yetmezliği

VI. Mehmed

15.5.1926-San Remo

Kalp Yetmezliği

II. Abdülmecid

8.1944

22/5/2007

MEHTER MARŞLARI VE MEHTERAN


 

Dua
Tarihi Çevir
Genç Osman                                                                     
Rast Peşrevi

Devlet Marşı  

Mehter Marsi

Sancak Marşı  

Hucum Marşı
Ceddin Deden  
Bülbüller Ötüyor 

 Estergon Kalesi                     
Kırımdan Gelirim
Eski Ordu Marşı                 
Sivastopol Marşı
Çırpınırdı Karadeniz 
Ordumuz Etti Yemin               
Esti Nesimi Nevbahar 
İhtiyatlar Silah Çatmış
Hicaz Humayun Peşrevi 

 

                                

 

   

Mehter Takımı

Tuğlar
Çorbacıbaşı
Sancaklar
Zurnazen
Boruzen
Zilzen
Davulzen
Cevgen
Kös
Nakkrezen

Mehter takımı sadece savaş zamanında

düşmanları etkilemek amaçı ile çalınmaz.

Mehter Takımı her gün padişahın bulunduğu

yerde; yani padişah seferde ise çadırın

önünde, değilse saraydaki muayyen yerinde

ikindi namazından sonra nevbet vururdu.

Bundan başka yatsı namazından sonra üç

fasıl mehter çalınıp padişah'a dua edilir,

sabaha karşı divan halkını namaza kaldırmak

 için yeniden nevbet vurulurdu. Ayrıca, Yedikule,

Eyyub ( Bugünki Eyüp ), Kasımpaşa, Galata,

Tophane, Beşiktaş, Anadoluhisarı, Üsküdar

ve Kızkulesi'nde aynı saatlerde mehterhane çalınırdı.

Buralarda vazife gören mehterlerin mevcudu bin kadardı.

Devlet merkezlerinin dışındaki kalelere de muayyen

vakitlerde mehterhane çalınırdı. Ayrıca sadrazamların,

derya kaptanlarının, vezirlerin, beylerbeyilerin mehter

takımları bulunurdu. Bilhassa sefer zamanlarında askeri

çoşturmak ve düşmanın maneviyatını bozmak konusunda

mehterlerin büyük hizmeti ve faydası olmuştur.

22/5/2007

OSMANLI TUĞRALARI

Tuğra Osmanlı sultanlarının gözalıcı kaligrafik nişan veya arması, bir çeşit imzasıdır. Sulanın ve babasının adını ve çoğunda el muzaffer daima dua ibaresini içerir. Örneğin Kanuni Sultan Süleyman’ın tuğrasında “Süleyman şah bin Selim şah han el-muzaffer daima” yazmaktadır. “bin” “oğlu” demektir. Tuğra bizatihi sultan tarafından yazılmayıp nişancı veya tuğrakeş veya tuğranüvis denilen görevlilerce yazılırdı. Sultanın mühürlerine de kazılmıştır. En eski Osmanlı tuğrası ikinci Osmanlı sultanı Orhan Gaziye aittir. Birinci sultan Osman Gaziye ait bir tuğraya günümüze dek hiçbir yerde rastlanmamıştır. Bu nedenle 36 Osmanlı padişahı ama 35 Osmanlı padişah tuğrası vardır. Tuğralar, Osmanlı devletinin kuruluşundan yıkılmasına kadar çok çeşitli yerlerde kullanılmış, hat sanatında bir kol olmuş ve resmi görevini tamamladıktan sonra tarihe mal olmuştur (1). Halen hat sanatını icra edenlerce sanatsal amaçlı olarak yaşatılmaktadır.

 

Önceleri fermanlar gibi pek çok resmi evrak üzerine resmiyet kazandırmak için çekilen tuğra daha sonraları hükümdarlık (hanedan) sembolü olarak paralar, bayraklar, pullar, resmi abideler, resmi binalar, camiler ve saraylarda da kullanılmıştır.


Tuğra tek başına Osmanlı kültür, sanat ve egemenliğini temsil eder. Türklere özgüdür. Türklerin bin yıllık Orta Doğu egemenliğinin mührüdür. Özellikle Türkiye dışındaki yabancılar arasında, Osmanlı denince tuğra akla gelir. Tuğranın şekli kendine mahsustur. Ne herhangi bir şey tuğraya benzer, ne de tuğra herhangi bir şeye. Her tuğrada bir yandan alışılmış tuğra şeklini korumak, diğer yandan her sultanın künyesini bu şekille barıştırmak. Zor sanat. Orhan Gazi’den Sultan Vahideddin’e kadar tekrarlanan ve değişen parçalarla tuğraların evrimini izlemek çok ilgi çekicidir. Tuğra bir güç ve egemenlik simgesi olduğu için belgelerin başında yer alır, sonunda değil...(2)


Tuğra kelimesi Osmanlıdan önceye dayansa da ve yine tuğra benzerleri daha eski Türk devletlerinin belgelerinde kullanılsa da Osmanlı tuğralarının kendilerinden öncekilerle isim benzerliği dışında ortak yanı pek yoktur. İlk Osmanlı tuğrasının sahibi Orhan Gazinin tuğrasında yazılı Orhan ve Osman kelimelerinin yazılış şekli kendinden sonra gelen tuğraların iskeletini oluşturmuştur.


Tuğralar bir arma olarak olgunlaşmış halini aldıktan sonra hattatlar sanatsal boyuta geçerek hep daha güzelini yazmaya çalışmışlardır. Sanatsal tuğra tabloları halinde padişah tuğraları dışında yakın zamanlarda Kur’an-ı Kerim’den ayetler, hadisler, dualar, şahıs isimleri vb. de yazılmıştır.


Bir padişahın tuğrası kabul gördükten sonra saltanatı boyunca içeriği değişmezdi. Ancak farklı ellerden farklı çıkan tuğralar da elbet olurdu. Bir Osmanlı belgesinin tarih tesbitinde, varsa üzerindeki tuğranın sahibinin bilinmesi çok yardımcı olur. Hatta tuğradaki nüanslar tarih aralığını daha da kısaltır.


Tuğraların okunabilmesi tüm Osmanlı tuğralarının bir araya getirilmesi ile mümkün olmuştur. Bu meyanda Sayın Suha Umur’un çalışmaları takdire şayandır, eseri bize yol göstermiştir, kendisini en iyi dileklerimle zikrediyorum.

TUĞRANIN BÖLÜMLERİ
1-Sere (Kürsü): Tuğranın en altında bulunan ve asıl metnin yazılı bulunduğu kısımdır.

2-Beyze’ler (Arapça: yumurta): Tuğranın sol tarafında bulunan iç içe iki kavisli kısımdır. 
3-Tuğ’lar: Tuğranın üstüne doğru uzanan “elif” harfi şeklindeki uzantılardır. Her zaman elif değillerdir. Bazen harf de değillerdir. Yanlarında yer alan flama şeklindeki kavislere “zülfe” denir.
4-Kollar (hançere): Beyzelerin devamı olarak sağa doğru paralel uzanan kollardır.
   

  Bazı tuğralarda sağ üst boşlukta ilgili padişahın “mahlas”ı da görülür.

 Anonim olarak üç tuğ Osmanlı İmparatorluğu’nun üç kıtaya hakimiyetini, küçük beyze Karadenize hakimiyetini büyük beyze Akdenize hakimiyetini temsil eder

Olgunlaşmış bir tuğrada iki beyze ve üç tuğ yer alır. İçerik metni bunları karşılamazsa bazı tuğralarda esas metinle ilgili olmayan şekiller de yer alır ki, bunlar klasikleşmiş tuğra şeklini korumak ve kendinden önceki tuğraya benzetebilmek için eklenmişlerdir. Bir anlam ifade etmezler (1).

Kaynak

 1- Umur S. Osmanlı Padişah Tuğraları. Cem Yayınevi. İstanbul,1980.